Doğanın kanunu… Mevsimler, inişler çıkışlar ve zamana olan izdüşümü, gölgeler.

Bazı dalgaların üzerinde sörf yapmak çok kolay, bazısıysa fazla haşin ve devasa!

Hep unutuyorum, her şey tecrübeden ibaret, aslolan fırtına dindikten sonra yüreğin içinde açan taptaze çiçek!

O çiçek açmıyorsa yaşam kapıdan çıktı gitti demek, ümit ardına bakmadan uzaklaşıyor tut yakala diyeceğim saçlarından ama bir yılkı atını evcilleştirmek pahasına kendinden olacaksan eğer bu nasıl değişmek?

I Ching okuyorum.

Hayata karşı cephe almamak, yüreğimin çiçeğini sulamak, kendime iyi bakmak, son dönemde kafamı karıştıran oradan içime sızan zehri dermana çevirme ve hazmetme iradesini göstermek, değişmek, dönüşmek için.

I Ching okuyorum.

Değişimin yularını elimden kaçırmak kendimi tımar etmek ve başı boş alabildiğine hırçın ruhumun düzlüklerinde at koşturmak için, bir ihtimal kendime varacağım ki o ben, bir anlığına, gözbebeğindeki parıltıda yakaladığım bir aşinalık hali içimi ısıtan; çok uzun kalamam, yine kendimden geçeceğim, biliyorum ki aslolan yoldur ve onu nasıl yürüdüğümüz.

Anlıyorum ki benim istediğim aslında adaletsiz. Kendi bencilliğim, kontrolcülüğümle karşılaşmamın yılgınlığı. Kendimi görüyorum ve gerçek sevginin, adaletin tüm bencilliklerin ötesinde neredeyse ulaşılmaz bir yerde olduğunu anlıyorum. İnsanın doğasının cezalandırıcı değil ama kendi güzelliğini an be an unutmakta olduğunu hatırlıyorum. Hafızamı tazelemek istiyorum. Almakla vermek, bir tangonun adımlarını yürüyen bir çiftin birlikte dans etmesinden doğan hareketli dengenin eşsiz bütüncüllüğü, birbirini tamamlayabilmenin muhteşem hazzı.

Kendi içimin ejderi ve kaplanı bu dansı öğrenmenin hasretini çekiyorlar.

Yaşamımın sırrı bu dengenin dinamiğinde.

I Ching okuyorum.

Hayır, açık yazamıyorum.

Kelimelerin cennetten kovulduklarına inanmışım.

Gözdeki bakış, temastaki niyet, düşüncedeki hedef…

I Ching okuyorum.

Toprağın, havanın, suyun ve rüzgarın gücü adına neşesizliğimin farkına varmak, sıkıcı kabuğumu kırmak, su gibi akmak akmak, yol yol dağılmak…