2014’ün son günlerinde kışın kalbindeyim, ben kışa, yağmura ve soğuğa aşık, kış bana ayrı aşık! 🙂 Her mevsimin ayrı bir tadı var. Bu haftasonu o kadar keyifli geçti ki hani neredeyse Glühwein (sıcak şarap) kadar güzel, tarçın tarçın, koyu zümrüt kıvamında, her dakikanın tadı başkaydı. Böyle sindire sindire anın hakkını vererek yaşamayı her akıl edebildiğimde mutlu oluyorum. Basit şeyler mutlu ediyor beni.

Yıllardır sabah erken kalkmaktan nefret eden ben 2014’te büyük bir kişisel devrim gerçekleştirdim diyebilirim. Hayatımda ilk defa gündüz yaşamaktan kaçmadan korkmadan hatta neredeyse yeni bir gün başlıyor diye hayıflanmadan yataktan kalkmak benim en büyük zaferim! Aman ne var bunda canım diyorsanız eğer, ben de size şunu derim: Kolay mı gece kuşu bir metabolizmaya sahip olup onun tam aksi yönde yaşamak? Nedeni hakkında çok düşündüm, araştırdım. Gerçekten bilimsel açıdan gece insanlarıyla gündüz insanları diye bir şey var mı, ya da bunun ne kadarı ruh ve zihin haliyle ilişkili? Kendimizi belirli ve kendini tekrarlayan olumsuz düşünce kalıplarının içinde bulmakla kemikleşen ve sonra üstümüzden silkip atamadığımız huylarımız oluşuyor bunların temeli elbette ki çocuklukta hiç farkına varmadan atılıyor. Diyebilirim ki bu benim en büyük savaşımdı! Biraz biraz benim ordular kazanıyor gibi ve sabahları iş öncesi kendime zaman ayırma, Bagua ve meditasyon pratiğimi yaparak yoksunluk ve kapitalist düzen beni köşeye sıkıştırıyor hissimin ortadan kalktığını farkediyorum. Aslında bu apayrı bir yazı konusu. Hani sisteme rağmen sistemin içinde kendin olarak varolma meselesi! Çok çalışıyorum ama yine de istediğim pekçok aktiviteye, en önemlisi kendi halimde olmaya kalmaya da zaman buluyorum. Dışardaki bu ortamın baskısını eskiden dengeleyemez, karşılayamazken şimdi o baskının beni daha atak ve ne istediğini bilen birine dönüştürdüğünün de farkındayım. Hani her iklimde her ne pahasına olursa olsun inatçı ve de kendine özgü, vahşi doğasının vargücüyle yaşayıp giden ağaçlar misali…

Arada biraz uykudan fazlaca feragat ettiğimi farkettim, onu da disipline etmek niyetindeyim. Yıldıznâme sohbetlerimizde Mindmillsrutinler oluştur demişti bana. Yeni yıl için bu öğüdünü tutacağım. Hem bedensel, hem zihinsel ve duygusal açıdan her türlü rutinin bana iyi geldiğini, kendimi güvende hissetmemi sağladığını da farkettim. O kadar uzun zaman rutin dendiğinde kaçtım durdum ki bana hep kapana kısılıyormuşum gibi hissettirirdi rutinler. Oysa ki enerjiyi boşa harcıyormuşum, hani harlı bir soba yakıp evin pencerelerini açmak gibi. Herhalde bir tür 40 yaş farkındalığı! 😉

Yağmur İstanbul’u usul usul yıkasın dursun bu en uzun gecenin (şeb-i yelda) yaşandığı haftasonunda film izlemeye doyamadım! Hadi bakalım film listesinde neler varmış! 🙂

Bagdad Cafe (1987)

Alman kültürü, özellikle de Bavyera’dan nasibinizi turist olarak dahi almadıysanız bu film size pek de bir şey ifade etmeyebilir. Dünyanın en müthiş senaryosu değil ama insan sıcağına dair müthiş güzel enstantanelerin olduğu sinematografisi eğlenceli bir haftasonu çerezi. Gülümsemek garanti!

Babette’s Feast (1987)

19. yüzyıl Danimarkası’nda geçen iki kızkardeşin öyküsü… Kimilerine sıkıcı gelebilir yine. Danimarka’da Protestan gelenek ve neredeyse kendine özgü bir tarikatın üyelerinin Fransız bir aşçının hazırladığı muazzam bir ziyafet sofrası etrafındaki tuhaf diyalogları. Danimarka’da yaşama enstantenelerle sade bir bakış. Kaçan fırsatlar gerçekten fırsat mıydı acaba? Sorgulatıyor…

Radio Unnameable (2012)

Radyonun efsane ismi Bob Fass’ın gece geç saatlerin FM radyo programlarını müzik, siyaset ve dinleyici katılımıyla nasıl kültürel bir mabede dönüştürdüğünün 50 yıla yayılan öyküsü…

Kumaré (2011)

Bilge bir Hintli Guru kimliğine bürünen ve Arizona’da müritler edinen bir adamın öyküsü. Ne var ki popülerliğinin zirvesinde Guru Kumaré gerçek kimliğini takipçilerine anlatmak ve en büyük öğretisini aktarmak durumunda kalıyor. Belgeselcilik, hayalle gerçeğin arasındaki sınırların flulaştığı ilginç bir öykü. Özellikle de etrafımız bu son dönemde her yandan yerlisi yabancısı pekçok ”guru” ve ”öğreti” ile sarılmışken…

Pazar geceniz uzuuuun ve keyifli bol filmli olsun! 🙂