Bir madlen yemek filtre kahve eşliğinde.

Ayaklarımı pufun üzerine uzatıp boğaz manzarasını seyre dalmak ve evin tadını çıkarmak.

Yalnızca martıların çığlıklarını işitmek.

Kabataş’ta iskelede bekleşen vapurların günü askıya alışına ortak olmak birlikte suç işlemek zamana karşı.

İstanbul bugün soğuk.

İlla ki derdi mi olur insanın bir şaire sığınırken, içimi şiirle ısıtmak kederlenmeden Neruda’dan medet ummak.

Eğer cesaret edebilirsem sıkı giyinip soğuğa aldırış etmeden sokaklarda fotoğraf makinamla yaşamın izini sürmek.

Kedim itiraz eder gibi bakıyor kanepenin üzerinden, hava soğuk ne gereği var der gibi, ama diyorum, ama şehir çağırıyor, söz, kendime dikkat edeceğim, belki bir yerde sıcak bir kış çayı içerim.

Fotoğraf makinam sabırsız biraz da kaşları çatık, durduğun yeter hadi ama Oturan Boğa, söylendikçe söyleniyor.

Acaba fotoğraf için kullandığım şu eldivenlerim nerdeydi?

Hadi hadi vapur saati yaklaşıyor kahve içildi, neme lazım çantaya bir tane şiir kitabı atmalı, atkıyı bereyi unutmamalı! 🙂

wpid-sam_0037.jpg wpid-sam_0039.jpg

wpid-img_20150101_214245.jpg