eyupsultankubbe

Bugün İstanbul’da keskin bir kar soğuğu vardı. Yolum tekrar Eyüp Sultan’a düştü. Perşembe’den beri hafif kırıklık hissetmeme, Cuma günü de iyice yatak döşek serilecek kadar kötü hissedip kendimi eve dar atmama rağmen Cumartesi öğleden sonra hava almaya karar verdim. Soğuk beni kavrasın ve titretip şöyle bir kendime getirsin istedim. Tarihçi bir arkadaşımla İstanbul’un bu kadim semtinde Osmanlı yapılarının sessiz öykülerini dinler ve hayalimde o dönemin yaşantısını canlandırmaya çalışırken fark ettim ki çeşit çeşit devlet ve din adamı, soylusu, devşirmesi, köylüsü, kentlisi, tüccarı, herkesin kendince bir hesabı kitabı olmuş, Eyüp’te öbeklenmiş mezarlıkların içinde devasa mezar taşları diktirenler mi istersiniz, altmış beş yaşında imparator olmak kendisine kısmet olmuşsa da son derece basiretsiz bir lider olmasına rağmen Eyüp’te mezarı bulunan tek Padişah Sultan V. Mehmet Reşat’ı mı istersiniz, türbe üstüne türbe, III. Selim’in Eyüp Sultan’ın orta yerinde avludaki devasa yaşlı çınarların etrafını çevirmesi, Eyüp Sultan türbesinin içindeki su kaynağı ve dehlizlere inen açıklık mı dersiniz… Türlü türlü sırrı, yaşam üstüne yaşam, zaman üstüne zaman ile yapı üstüne yapı, katman katman ve büyüleyici, efsunlu bir semt burası… Her gidişimde azar azar hakkında bir şeyler öğrendiğim ihtişamlı ancak suskun, belki biraz küskün ve geçmişin hayaletleriyle meskûn. Eyüp, bana rekabetin amansızlığını hatırlattı. Her zat-ı muhteremin Eyüp Sultan’a yakın gömülmeyi arzu edişi, vefatından sonra dahi iktidar ve gösteriş hırsı karşısında şaşırdım. Sonra anladım ki, evet, hayat üstüne hayat kurulur illa ki! Ama öyle ama böyle! Düzenler yıkılır, yenileri kurulur, sonra onlar da yıkılır. Hücreden cümleye ve dahi âleme, yaşam, yaşam üstüne… Birileri varolan düzenin asla değişmemesi uğruna elinden geleni yapıp ejder kesilse de hayat hoyratlığını gösteriverir bu durumlarda. Ejder, tüm ihtişamıyla boynu kıldan ince, canavarını uykuya yatıracağı anın gözünün içine bakmaktan kaçınsa da, hırçınlığın zırhını kuşanmakta inatçı olursa hayalini kurduğu ve özlediği hayatlar elinden kayıp gidince farkına varır neyi ıskaladığını, çoklu zamanlardaki şimdi kanatlanıp uçmuştur ya çoktan! Zarar gelmesin diye kollanan ne varsa bilakis en çok zararı o görecektir. Kumsallar ve dalgalar şahidim olsun ki der âlem-i arz.

Kişisel tarihimde tam da gün bugünü gösterdiği sırada hatırlayıp rahatladım, kendi gelip geçiciliğim karşısında gülümsedim, gölgemi yitirdim.